Şu yıl için arşiv: 2026
Cevap aslında çok net. Pazarlanamaz. Mülk sahiplerinin en büyük yanılgısı tam burada başlıyor. Bir mülk için neden pazarlama gereksin ki diye düşünüyorlar. Bu düşüncenin kökeni genelde geçmişe dayanıyor. Yapı stoğunun bugünkü kadar fazla olmadığı dönemlerde, herhangi bir ticari gayrimenkul piyasaya çıktığı an satılır veya kiralanırdı. Çünkü seçenek azdı. Bugün durum tamamen farklı. Alıcılar ve kiracılar artık onlarca mülk arasından seçim yapıyor. Bu seçimi yaparken sadece fiyata bakmıyorlar. Mülkün işlerine yarayıp yaramayacağını, operasyonlarını hızlandırıp hızlandırmayacağını ve uzun vadede fayda sağlayıp sağlamayacağını sorguluyorlar. Ticari gayrimenkul kiralama süreci artık stratejik bir iş kararına dönüştü ve bu gerçeği görmezden gelen mülk sahipleri zorlu bir dönemle karşı karşıya kalıyor.
“Müşterin Varsa Getir” Yaklaşımı Neden Artık İşe Yaramıyor?
Eski emlakçılık yöntemleriyle ticari gayrimenkulünü pazarlamaya çalışan mülk sahipleri bugün ciddi bir hezimetle karşılaşıyor. Piyasa aslında herkese aynı şeyi anlatıyor. Bir ticari gayrimenkulü artık çok iyi pazarlamak gerekiyor.
“Müşterin varsa getir” mantığı, pazarlamayı bir yük olarak görmekten kaynaklanıyor. Oysa pazarlama, mülkün doğru kişiyle buluşmasını sağlayan tek araç haline geldi. Bir mülk sahibi sadece ilan vererek veya tanıdık çevresine sorarak doğru kiracıyı bulmayı bekliyorsa, büyük ihtimalle aylarca boş kalan bir mülkle karşı karşıya kalacak. Bu süre içinde hem kira geliri kaybediliyor hem de mülkün bakım ve operasyon maliyetleri devam ediyor.
Bugünün piyasasında alıcı ve kiracı profili çok değişti. Şirketler taşınma kararını vermeden önce onlarca seçeneği karşılaştırıyor, lokasyon analizi yapıyor, bina standartlarını inceliyor. Bu kadar detaylı bir karar sürecinde, mülkü doğru şekilde sunmayan bir mülk sahibi rakipleri karşısında geride kalıyor.
Kurumsal Kiracılar Hangi Standartları Arıyor?
Komple binalar, plazalar, endüstriyel yapılar, lojistik tesisler ve diğer ticari gayrimenkul türleri artık kendi özelinde değerlendiriliyor. Fiyata göre yapı mantığı geçmişte kalmış durumda.
Standart Dışı Yapılar Neden Kiracı Bulamıyor?
Kurumsal bir şirketi kiracı olarak hayal eden mülk sahibi, o şirketin ihtiyaç duyduğu yapısal standartlara sahip olmalı. Belirli standartların altındaki yapılarda kiralama yapmayan kurumsal firmalar bu konuda oldukça seçici davranıyor. Bu seçicilik artık piyasayı domine eden bir etken haline geldi.
Bir bina otopark kapasitesi, kat yüksekliği, yangın güvenliği sistemleri veya teknik altyapı açısından kurumsal beklentileri karşılamıyorsa, ne kadar uygun fiyatlı olursa olsun rağbet görmüyor. Mülk sahiplerinin bu gerçeği erken fark etmesi, hem zaman hem de gelir kaybını önlüyor.
Doğru Pazarlama Olmadan Ticari Gayrimenkul Kiralama Neden Risklidir?
Bir mülk sahibi kiralama sürecinde seçici davranmadığında bu durum ilerleyen günlerde ciddi bir soruna dönüşebiliyor. Ticari gayrimenkulü kiralayan şirket veya şahıs kötü niyetliyse, mülk sahibi uzun süreli mağduriyetler yaşayabiliyor.
Bu tür önemli operasyonlarda işin ortasında kurumsal bir ofis ve uzman bir gayrimenkul danışmanı varsa, süreç çok daha kolay ve sağlıklı yönetiliyor. Danışman, kiracı adayının geçmişini araştırıyor, mali durumunu değerlendiriyor ve sözleşme şartlarını mülk sahibinin lehine kuruyor. Bu adımların hiçbiri tesadüfen gerçekleşmiyor, doğrudan deneyim ve sektör bilgisi gerektiriyor.
Ticari gayrimenkul satış işlemlerinde de benzer bir risk söz konusu. Alıcının finansal yeterliliği, işlemin hukuki altyapısı ve tapu süreci doğru yönetilmezse, satış sonrasında bile sorunlar ortaya çıkabiliyor. Hem ticari emlak kiralama hem ticari emlak satış süreçlerinde profesyonel destek, bu riskleri büyük ölçüde azaltıyor.
Hizmet Bedelinden Kaçınmak Neden Büyük Bir Hata?
Mülk sahiplerinin gayrimenkullerini kendi başlarına pazarlamaya çalışmasının bir sebebi de danışmanın hak edeceği hizmet bedeli. Birçok mülk sahibi bu bedel yüzünden kiralama sürecinin geciktiğini düşünüyor.
Ama şu gerçek genelde gözden kaçıyor. Bir kira hizmet bedelini sorun eden bir firma veya şahısla kurulan kiralama ilişkisinin geleceği pek iyi olmuyor. Bu tür küçük hesaplar yapan ve amatörce davranan kiracı adaylarının ilerleyen dönemde çok büyük mağduriyetler yarattığını defalarca gördük.
Birçok mülk sahibi aylarca, hatta yıllarca kötü niyetli kiracılarını mülkten çıkarmaya çalışırken hem para kaybediyor hem enerjisini tüketiyor. Hukuki süreçler uzuyor, kira geliri kesiliyor, mülkün durumu kötüleşiyor. Oysa baştan doğru bir gayrimenkul danışmanlık hizmeti alınsaydı, bu sürecin büyük kısmı yaşanmayacaktı.
Gayrimenkul Kiralama Sürecinde Profesyonel Desteğin Gerçek Değeri Nedir?
Ticari gayrimenkulünü pazarlayacak ve doğru alıcı veya kiracı ile buluşturacak bir gayrimenkul danışmanı ve ofisle çalışmak gerçek bir ayrıcalık. Çünkü alınan hizmetin değeri, ödenen hizmet bedelinin çok üzerinde.
Profesyonel bir danışman sadece ilan koymakla kalmıyor. Mülkün doğru hedef kitleye ulaşmasını sağlıyor, pazarlık sürecini yönetiyor, sözleşme detaylarını mülk sahibinin lehine düzenliyor ve süreç boyunca her adımı takip ediyor. Bu yaklaşım hem ticari gayrimenkul kiralama hem de ticari gayrimenkul satış işlemlerinde aynı şekilde geçerli.
Kurumsal Deneyim Neden Fark Yaratıyor?
Sektörde uzun yıllara dayanan bir kurumsal yapı, mülk sahibine sadece bir işlem değil, bir güvence sunuyor. Geniş bir alıcı ve kiracı ağına erişim, piyasa verilerine hakimiyet ve doğru fiyatlandırma stratejisi, mülkün en kısa sürede en doğru kişiyle buluşmasını sağlıyor.
Sonuç
Ticari gayrimenkul piyasası artık eskisi gibi işlemiyor. Seçenek bolluğu, alıcı ve kiracıları çok daha seçici hale getirdi. “Müşterin varsa getir” yaklaşımıyla bir mülkü pazarlamaya çalışmak, bugünün piyasa koşullarında ciddi zaman ve gelir kaybına yol açıyor.
Coldwell Banker Kobi ofisinin 20 yıla varan ticari gayrimenkul tecrübesiyle birleşen sektör uzmanlığı, ticari gayrimenkulünüzü en doğru kişi veya kurumlarla buluşturmanıza yardımcı oluyor. İster ticari emlak kiralama ister ticari emlak satış sürecinde olun, doğru stratejiyle ilerlemek hem zamandan hem paradan tasarruf ettiriyor. Mülkünüzü doğru pazarlamak için profesyonel bir destek almak, bugün her zamankinden daha değerli. Ben Ali Yücer, Ticari Gayrimenkul Danışmanı, tüm ticari gayrimenkul kiralama veya satış süreçlerinizde sizinleyim.

Mülk satışları hem konut hem de ticari gayrimenkul piyasasında kiracılar için büyük bir belirsizlik yaratır. “Evim veya iş yerim satıldı, şimdi ne olacak?” sorusu pek çok kiracının aklına takılır. Oysa kiracılı mülk satışında kiracının hakları kanunla güvence altına alınmıştır. Yeni mal sahibi kim olursa olsun, kiracıyı bir anda sokağa bırakma lüksüne sahip değildir. Sürecin yasal işleyişini, hangi adımların ne zaman atılması gerektiğini bilmek hem kiracılar hem de mülk sahipleri açısından kritik önem taşır.
Satış Kiracıyı Doğrudan Etkiler mi?
Önce en temel noktadan başlamak gerekir: Mülkün el değiştirmesi, kiracının o mülkü hemen boşaltmasını gerektirmez. Geçerli bir kira sözleşmesi varsa ve kiracı sözleşmeden doğan yükümlülüklerini (kira ödemesi, mülkü iyi kullanma vb.) yerine getiriyorsa, yeni mal sahibi bu sözleşmeyi yok sayamaz.
Hukuki açıdan kira sözleşmesi mülkle birlikte yeni alıcıya devredilir. Yeni mal sahibi, eski mal sahibinin taraf olduğu sözleşmenin tüm şartlarıyla bağlıdır. Kiracı kirasını zamanında ödüyor, mülke zarar vermiyor ve sözleşme koşullarına uyuyorsa, sırf “mülk satıldı” diye onu çıkarmak için hukuki bir gerekçe oluşmaz. Bu durum kiracılar açısından çok önemli bir yasal güvencedir.
Yeni Mal Sahibi Hangi Şartlarda Tahliye Talep Edebilir?
Yeni mal sahibi, mülke konut ya da iş yeri olarak kendisinin, eşinin, altsoyunun, üstsoyunun veya kanunen bakmakla yükümlü olduğu kişilerin ihtiyacı olduğunu gerekçe göstererek kiracının tahliyesini isteyebilir. Ancak bunun için kanunun belirlediği çok sıkı usul ve sürelere uymak zorundadır:
- 1 Aylık İhtar Süresi: Satış gerçekleştikten sonra yeni mal sahibinin yapması gereken ilk şey, tahliye talebini kiracıya yazılı olarak (noter kanalıyla) bildirmektir. Bu bildirimin satış tarihinden itibaren en geç 1 ay içinde kiracıya tebliğ edilmesi şarttır. Bu süre kaçırılırsa, yeni mal sahibi yeni iktisap nedeniyle tahliye hakkını kaybeder.
- 6 Aylık Bekleme Süresi: Yazılı bildirim (ihtar) yasal süresinde yapılmış olsa bile kiracı hemen çıkmak zorunda değildir. Yeni mal sahibi, ihtar tebliğ edildikten sonra en az 6 ay beklemek zorundadır. Bu 6 aylık süre bitmeden tahliye davası açılamaz.
Tahliye Davası Ne Kadar Sürer? (Yargı Yükü Gerçeği)
Eğer kiracı 6 ayın sonunda mülkü boşaltmazsa ve yeni mal sahibi tahliye davası açarsa, süreç önemli ölçüde uzayabilir. Günümüz Türkiye’sindeki yargı yükü ve kira davalarının yoğunluğu göz önüne alındığında, bir tahliye davasının sonuçlanması 2 ila 3 yıl arasında sürebilmektedir.
Süreci kronolojik olarak düşündüğümüzde yasal takvim şu şekilde işler:
|
Aşama |
Süreç / Süre |
Durum |
|
1. Adım |
Satıştan sonraki ilk 1 Ay |
Noterden ihtar çekilmesi yasal zorunluluktur. |
|
2. Adım |
İhtardan sonraki 6 Ay |
Kiracının mülkte yasal olarak kalmaya devam ettiği bekleme süresidir. |
|
3. Adım |
6 Ayın Bitimi |
Tahliye davasının açılması sürecidir. |
|
4. Adım |
Mahkeme ve İstinaf Süreci |
Ortalama 2 – 3 Yıl (Yargılama ve kararın kesinleşmesi beklenir.) |
Görüldüğü üzere yasal süreç hem kiracı hem de yeni mülk sahibi açısından son derece yorucu, stresli ve maliyetlidir. Bu nedenle tarafların konuyu mahkemeye taşımadan önce ortak bir noktada anlaşmaya çalışması her zaman en makul yoldur.
Tahliye Taahhütnamesi Neden Hayati Önem Taşır?
Kiracılı bir mülkü satmayı ya da satın almayı düşünüyorsanız, Tahliye Taahhütnamesi konusu mutlaka masaya yatırılmalıdır. Gayrimenkulün pazarlama sürecine başlanmadan önce mevcut kiracıyla çıkış koşulları ve tahliye tarihi üzerinde yazılı bir anlaşma yapılması, sonradan yaşanabilecek tüm hukuki karmaşanın önüne geçer.
Tahliye taahhütnamesi, kiracının belirli bir tarihte mülkü kayıtsız şartsız boşaltacağını yazılı olarak beyan ettiği yasal bir belgedir. Geçerli bir taahhütname, olası bir uyuşmazlıkta mahkeme sürecini büyük ölçüde kısaltır veya tamamen ortadan kaldırarak doğrudan icra takibi yapılmasına olanak tanır. Hem alıcıya net bir güvence verir hem de mülkün satış kabiliyetini ve hızını artırır.
Not: Kiracı bu taahhütnameyi imzalamak zorunda değildir. Ancak mülk sahibi kiracıya taşınma yardımı, belirli bir süre kira almamak veya sözleşme fesih tazminatı gibi makul ve yapıcı teklifler sunduğunda, kiracıların büyük kısmı uzlaşmaya sıcak bakmaktadır. Karşılıklı çıkara dayalı bu tür anlaşmalar, yıllar süren davalardan çok daha ekonomiktir.
Kiracı ve Yatırımcılar İçin Altın Değerinde Tavsiyeler
Kiracılar İçin:
- Mülkün satıldığını öğrendiğinizde panik yapmayın, mevcut sözleşmenizi ve kalan sürenizi inceleyin.
- Yeni mal sahibinden ihtarname geldiğinde, tebliğ tarihine çok dikkat edin. 1 aylık yasal süre geçirilmişse, yeni mal sahibinin bu ihtar üzerinden dava açma hakkı düşer.
- Sözlü baskılara veya yasal altyapısı olmayan tahliye taleplerine karşı sakin kalın; iletişimi yazılı (e-posta, mesaj veya ihtar) olarak sürdürmeyi tercih edin.
Satıcı ve Alıcılar (Yatırımcılar) İçin:
Kiracılı mülk alım satımında en sık yapılan hata, tahliye sürecini tamamen satış sonrasına bırakmaktır. Satıcı mülkü hızla elden çıkarmak isterken, alıcı parasını ödediği mülkü kullanamamanın veya hedeflediği kira gelirini doğru yönetememenin hayal kırıklığını yaşar.
Bu riski sıfırlamanın yolu, süreci satış kapamadan önce başlatmaktır. Kiracıyla şeffaf ve profesyonel bir diyalog kurmak, makul bir tahliye takvimi üzerinde anlaşmak ve bunu resmiyete dökmek, mülkün değerini korur ve gelecekteki olası zararları engeller.
Sonuç: En İyi Yol Uzlaşmaktır
Kiracılı mülk satışı, her iki tarafın da haklarının kanunla korunduğu, hassas yönetilmesi gereken bir süreçtir. Hukuki yollar her ne kadar hak arama yeri olsa da, getirdiği zaman kaybı nedeniyle gayrimenkulün ticari verimliliğini düşürür. Gerek konut gerekse fabrika, depo veya ticari dükkan yatırımlarınızda süreçleri yasal ve profesyonel bir zeminle yönetmek, en doğru korumayı sağlayacaktır.

Kiracılık sürecinin en çok kafa karıştıran konularından biri depozito güvence bedelidir. Birçok kişi depozitoyu basit bir “ön ödeme” gibi algılar. Oysa Türk Borçlar Kanunu bu konuyu oldukça net bir çerçeveye oturtmuştur. Depozito güvence bedeli hem kiracıyı hem kiraya vereni koruyan, belirli usul kurallarına tabi bir güvencedir. Bu kuralları bilmeden imzalanan sözleşmeler ya da yapılan ödemeler ileride ciddi hak kayıplarına yol açabilir.
Depozito Güvence Bedeli Ne Kadardır?
Kanun bu konuda net bir üst sınır koymuştur: güvence bedeli hiçbir koşulda üç aylık kira bedelini aşamaz. Bu kural hem konut kiraları hem de çatılı işyeri kiraları için geçerlidir. Kiraya veren ne kadar ısrar ederse etsin, üç aylık sınırın üzerinde bir depozito talep etmesi hukuken mümkün değildir.
Peki uygulamada bu sınır aşılırsa ne olur? Fazla alınan kısım geçersiz sayılır ve kiracı bu tutarı geri isteyebilir. Bu nedenle sözleşme imzalanmadan önce kira bedelinin ve depozito miktarının net biçimde belirlenmesi, ileride çıkabilecek anlaşmazlıkların önüne geçer.
Depozito Güvence Bedeli Bankaya Yatırılmalıdır
Burada pek çok kiracının bilmediği kritik bir nokta devreye girer. Güvence olarak para ya da kıymetli evrak verilmesi kararlaştırılmışsa kiracı bu parayı kiraya verenin eline değil, vadeli bir tasarruf hesabına yatırmalıdır. Kıymetli evrak söz konusuysa bu evrak bir bankaya depo edilir.
Hesabın en önemli özelliği şudur: kiraya verenin onayı olmaksızın para bu hesaptan çekilemez. Yani hesap açık olsa da para kilitlidir. Bu düzenleme kiracıyı da korur, kiraya vereni de. Kiracı parayı kaybetme riskiyle karşılaşmaz; kiraya veren ise alacağının güvencede olduğunu bilir.
Uygulamada ne yazık ki bu kural çoğunlukla görmezden gelinir. Birçok kiracı parayı doğrudan kiraya verenin eline verir. Bu durum kiracı açısından hukuki güvencesizliğe yol açar.
Banka Güvenceyi Kime, Ne Zaman Geri Verir?
Banka, bu hesaptaki parayı ya da kıymetli evrakı üç durumdan birinde geri verebilir. Birincisi her iki tarafın rızasının bulunmasıdır. İkincisi icra takibinin kesinleşmesidir. Üçüncüsü ise kesinleşmiş bir mahkeme kararının varlığıdır.
Bunların dışında banka tek taraflı taleplere uymak zorunda değildir. Kiraya veren “kiracı borçlu, parayı bana ver” dese de banka bunu tek başına yerine getiremez. Bu düzenleme kiracının mağdur edilmesinin önüne geçer.
Kiraya Verenin Üç Aylık Bildirim Yükümlülüğü
Kira sözleşmesi sona erdikten sonra kiraya verenin harekete geçmesi için belirli bir süresi vardır. Sözleşmenin sona ermesini izleyen üç ay içinde kiraya veren şu adımlardan birini atmak zorundadır: kiracıya karşı dava açmak ya da icra veya iflas yoluyla takip başlatmak. Ve bunu bankaya yazılı olarak bildirmek gerekir.
Bu bildirim yapılmazsa banka, kiracının talebi üzerine güvenceyi kiracıya iade etmekle yükümlü hale gelir. Yani kiraya veren süresi içinde hak talebini bildirmezse o güvenceden feragat etmiş gibi işlem görür. Bu süreyi kaçıran kiraya verenler daha sonra mahkemeye başvursa bile depozitoyu bankadan almak mümkün olmaz.
Kiracının Haklarını Korumak İçin Pratik Öneriler
Sözleşme imzalanmadan önce depozito miktarını yazılı olarak netleştirmek gerekir. Üç aylık sınırın üzerinde talep varsa buna itiraz etmek yasal bir haktır.
Para doğrudan kiraya verene verilmemeli, vadeli bir tasarruf hesabına yatırılmalıdır. Hesabın bilgileri sözleşmeye eklenirse ileride herhangi bir anlaşmazlık çıktığında ispat kolaylaşır.
Taşınmadan sonra kiraya verenin üç aylık süreyi nasıl kullandığını takip etmek de kiracının yararınadır. Herhangi bir bildirim yapılmadıysa banka güvenceyi iade etmek zorundadır ve bu hakkı talep etmek için beklemek gerekmez.
Sonuç
Depozito güvence bedeli, basit bir nakit transferi değildir. Kanunun belirlediği usul ve sınırlar çerçevesinde yönetilmesi gereken hukuki bir güvencedir. Üç aylık kira sınırı, bankaya yatırma zorunluluğu, kiraya verenin bildirim süresi ve dövizli depozitonun iade şekli; bunların tamamı bilinçli bir kiracılık deneyiminin temel taşlarıdır. Bu kuralları önceden öğrenmek hem gereksiz anlaşmazlıkları önler hem de taşınma sürecini çok daha sağlıklı bir zemine taşır.

Kentsel dönüşüm süreçleri Türkiye’de hız kazandıkça, mülk sahiplerinin müteahhitlere verdiği vekaletnameler de giderek daha kritik bir konu haline geliyor. Peki çoğu kişi bu belgeyi imzalarken ne kadar düşünüyor? Maalesef çok az. Oysa yanlış düzenlenmiş bir vekaletname, mülkünüzü elinizden alabilir, sizi borç altına sokabilir ya da yıllarca süren hukuki süreçlere sürükleyebilir. Şimdi adım adım konuşalım.
Vekaletname Neden Bu Kadar Önemli
Kentsel dönüşümde müteahhite verilen vekalet, aslında ona sizin adınıza hareket etme yetkisi vermektir. İnşaat izni almak, tapu işlemi yapmak, proje onayı için imza atmak gibi işlemleri müteahhit sizin yerinize yürütür. Kulağa pratik geliyor, değil mi? Ama işte tam burada dikkatli olmak gerekiyor. Çünkü bu yetki ne kadar geniş tutulursa, sizin için o kadar tehlikeli hale gelir.

Türkiye’de her yıl onlarca mülk sahibi, aşırı geniş yetkilerle düzenlenmiş vekaletnameler yüzünden büyük mağduriyetler yaşıyor.
Kapsamı Sınırlı Tutun
Müteahhite vereceğiniz yetkiyi olabildiğince dar tutun. Sadece inşaat süreci için zorunlu olan işlemleri kapsasın. Proje onayı, ruhsat alımı, tapu devri gibi belirli işlemler net biçimde yazılmalı. “Her türlü işlemi yapmaya yetkilidir” gibi genel ifadeler kesinlikle kabul edilmemeli.
Şöyle düşün: bir müteahhite evinizin anahtarını veriyorsunuz ama hangi odaya girebileceğini söylemiyorsunuz. Bu akıllıca olmaz.
Süre Koyun, Süresiz Bırakmayın
Vekaletname mutlaka süreli olmalı. Projenin tahmini tamamlanma tarihine göre bir bitiş tarihi belirlenmeli. Süresiz vekaletname, proje bittikten sonra bile müteahhitin sizin adınıza işlem yapabilmesi anlamına gelir.
Aslında bu çok basit bir önlem ama pek çok sözleşmede atlanıyor. Noterde imzalamadan önce bu soruyu mutlaka sorun: “Bu vekaletname ne zaman sona eriyor?”
Azil Hakkınızı Her Zaman Saklı Tutun
Azil hakkı, vekaletnameyi istediğiniz zaman iptal edebilme yetkisidir. Bu hakkın açıkça belgede yer alması şart. Bazı vekaletnameler müteahhitin rızası olmadan iptal edilemez biçimde düzenleniyor. Bu tamamen hukuka aykırı bir durum ama farkında olmadan imzalanabiliyor.
Projenin herhangi bir aşamasında müteahhitle aranız açılırsa ya da güven sarsılırsa, vekaleti geri çekebilmek hayat kurtarır.
Tevkil Yetkisi Vermeyin
Tevkil, müteahhitin sizden aldığı yetkiyi başka birine devredebilmesi demek. Bu yetkiyi kesinlikle tanımayın. Çünkü müteahhit kimi seçtiğinizi bilmediğiniz birine sizin adınıza işlem yaptırabilir.
Vekaletnamede “tevkil yetkisi yoktur” ibaresi açıkça yer almalı. Eğer böyle bir ibare yoksa noterde imzalamadan önce eklenmesini isteyin.
Özel Yetkilere Dikkat Edin
Gayrimenkul satışı, ipotek tesis etme ve borçlanma yetkileri vekaletnamede kesinlikle yer almamalı. Bu üçü en tehlikeli yetkilerdir. Müteahhit bu yetkilerle mülkünüzü satabilir, üzerine ipotek koyabilir ya da sizin adınıza borç alabilir.
Ne yazık ki bu tür yetkiler bazen “teknik zorunluluk” adı altında sözleşmeye sokuluyor. Avukatınıza ya da güvendiğiniz bir gayrimenkul danışmanına danışmadan bu yetkileri asla vermeyin.
Sözleşmeyle Uyum Şart
Vekaletnamede yer alan her yetki, kat karşılığı inşaat sözleşmenizdeki maddelerle örtüşmeli. İki belge arasında çelişki varsa hukuki sorunlar kaçınılmaz olur. Sözleşmenizde olmayan bir yetkiyi vekaletnamede tanımak, müteahhide sözleşme dışı hareket kapısı açar.
Bu uyumu kontrol etmek karmaşık görünebilir ama uzman bir göz için birkaç dakika yeterli.
Kentsel dönüşüm sürecine girerken heyecan anlaşılır bir şey. Yeni bir bina, daha değerli bir mülk, daha iyi bir yaşam alanı. Ama o heyecanla birlikte dikkatinizi de yanınızda götürün. Vekaletname küçük bir kağıt gibi görünür, etkileri ise çok büyük olabilir. Profesyonel destek alın, belgeyi dikkatle inceleyin ve haklarınızdan asla taviz vermeyin.


Son Bloglar
Ofis 1
Coldwell Banker/KOBİ – Tuzla Osb
- Adres: Üniversite Caddesi, Aydınlı Melodi Sokak, Bilmo Sanayi Sitesi D:2/26 34953 Tuzla/İSTANBUL
- Cep Telefon Numaram: 0542 145 12 66
- Ofis Telefon Numaramız: 0216 506 22 22
- E-Posta: ali.yucer@cb.com.tr
Ofis 2
Coldwell Banker/KOBİ – E5 Bostancı
- Adres: Ali Nihat Tarlan Caddesi Süleyman Başkan İş Merkezi No:84 Kat:1 Daire:5 Ataşehir/İST.
- Cep Telefon Numaram: 0542 145 12 66
- Ofis Telefon Numaramız: 0216 469 30 30
- E-Posta: ali.yucer@cb.com.tr
Aydınlatma Metni








